Z Kuşağının Sorunsalı




Bilindiği üzere Z Kuşağı kavramı, 1996’dan sonra doğan gençleri tanımlamak için kullanılıyor. Bu kavram son zamanlarda reklamcıların,şirketlerin,siyasi partilerin ve araştırma şirketlerinin temel odağında yer alıyor. Reklamcılar piyasanın en genç mensuplarını olan bizlerin zevklerini ve tüketim alışkanlıkları şekillendirmeye, şirketler yeni çalışanları olacakları düşündükleri ile nasıl iletişim kuracağını anlamaya, siyasi partiler çeşitli şekilde bizleri etkilemeye çalışarak oylarımızı almaya , araştırma şirketleri ise ilgi alanlarımızı ve karakteristik özelliklerimizi bulmaya çalışıyor. Toplumun büyük bir  çoğunluğu da bizleri ‘’bilgisi, idealleri, hayalleri olmayan,ilgisiz yitik gençler.’’ olarak tanımlıyor.


Lakin, reklamcılar ileriki yılların en iyi reklamcılarının, şirketler ilerideki yöneticilerin, siyasi partiler gelecekteki milletvekillerinin, araştırma şirketleri ise yarınların en iyi araştırmacılarının bu kuşaktan,bizler arasından çıkacağının bilincinde değiller. Nitekim, Z Jenerasyonuna karşı halkın ifadeleri bu durumun bir tezahürü. Bilinmelidir ki Z Kuşağı, Tik Tok vb. platformlarda göründüğünden ibaret değildir. Her bireyin kendine özgü fikirleri,ilgi duyduğu bilim alanı,duyarlılığı,idealleri,yetenekleri,hayalleri ve hedefleri vardır.


Bana göre çok sayıda parçadan oluşmuş bir “bütün”e  dair kavramlaştırmalarda dikkatli olunması,kelimelerin özenle seçilmesi gerekir.Dolayısıyla “Z kuşağı” tanımlamaları, belli bir tarihten sonra doğmuş milyonlarca gencin özelliklerini tam doğru biçimde ifade etmez. İfadelerimiz ciddiye alınmalı ve saygı gösterilmelidir. Bazı gözlemler,çalışmalar ve kanaatler sonucunda genellemeler yapıldığını görüyorum. Sonunda da “Z kuşağı …” diye başlayarak sınırları ve özellikleri belirlenmiş bir bütünmüşüz gibi genel hükümler verildiğini anlıyorum. Öncelikli olarak eleştiri ve kesin hüküm yoluna gidilmemeli, doğru bir iletişim  yöntemi aranmalıdır. 


İnternet ve teknoloji çağında dünyaya gelmemiz sayesinde, bilgi ve eğitim konusunda diğer kuşaklardan çok daha avantajlı olduğumuzun bilincindeyiz. Fakat, diğer kuşaklara göre başlıca sorunlarda zorluklar yaşamaktayız. En temel sorunlarımız; işsizlik,gelecek kaygısı,eğitim….


İşsizlik

TÜİK verilerine göre Türkiye'de mart ayında 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranının %24,6 olduğunu görüyoruz. Bu fazla oranın en temel sebebi, var olan üniversite sayısına ve kontenjanlarına uygun istihdam alanlarının olmamış,yaratılamamış olmasıdır. 


Gelmiş olduğumuz bu noktada artık, Türkiye Cumhuriyeti’nin en saygın üniversitelerinden olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olmak bile garanti bir işimiz olacağı anlamına gelmiyor. En itibarlı meslekler olarak gösterilen avukatlık,mühendislik,doktorluk bölümlerini bitiren mezunlara asgari ücretle iş teklif edilmesi de bu oranı artırıyor.


İşsizliğe bir de 2021 yılında pandemiyi müsilaj, onu sel ve yangın takip etti. Depremler sıklaştı. İnsan psikolojisinin çok zor anlar yaşadığı bu günlerde, işsizlik sorununun bir an önce çözülmesini temenni ediyorum.


Gelecek Kaygısı

Gelecek kaygısı, işsizlik ve eğitim sorunun bir tezahürüdür. 


Lisans eğitimini tamamlamış insanlar, ‘’zaten iş bulamayacağım bulsam da geçimimi sağlayacak ortalamada olamaz’’ diyerek yüksek lisans yapmak için uğraşıyorlar, yüksek lisansını bitirip askere gidip gelen bir birey 26 yaşında oluyor. O tarihe kadar çalışmamış insanları şirketler "iş tecrübesi yok" diyerek en iyi ihtimalle 3.000 tl maaş teklifiyle işe alındığı görülüyor. Şöyle ki yüksek lisans eğitimini almış bir birey birikim yapamıyor, faturalarını ödeyemiyor, krediler ile hayatını idame ettirmeye çalışıyor ve sonrası için kaygı duyuyor. 


Bu bireyin kardeşleri veya  çevresindeki lise eğitimi görenler, ‘’Yüksek lisans yapan biri bile, 3.000 tl maaş ile çalışıyor’’ diyerek üniversitelerin vasfını sorgulayarak eğitim hayatını devam ettirmeme kararı alıyor ya da mecburen gidiyor. 


Bu ve bu gibi örnekler  Z Jenerasyonun geleceğine olan kaygıyı bir hayli artırıyor.


Eğitim

Son yılların en eğitimli ve en çok eğitim sisteminin içerisinde en çok kalan kuşak olduğumuz görülüyor. Ancak, eğitim sisteminin sürekli değişmesi ve sistemdeki aksaklıklar bizleri, eğitimi sorgulamaya ve yorumlamaya itiyor.

 

Türkiye’de altı yaşında eğitime başlayan bir çocuk on sekiz yaşına kadar kesintisiz eğitim görüyor. Pandemi öncesinde ilkokul öğrencileri günde 5, ortaokul öğrencileri 7, lise öğrencileri ise ortalama 8 saat okullarda öğrenim görüyor. İlkokul ve ortaokullarda tüm öğrencilere aynı dersler veriliyor, sadece seçmeli ders seçme hakkı tanınıyor. Var olan sitem bir soruyu bir dakika çözenler başarılı, iki-üç dakikada çözenler ise başarısız buluyor. 8. sınıfa gelenler LGS’ye giriyor, almış olduğu puan üzerine tercih yapıyor. Sınava girmek istemeyenler ya da sınav puanı ile tercih yapmak istemeyen bireyler diploma notu ile evine yakın bir okula tercih yapıyor.


Bu gelinen süreçte bizlerin yetenekleri tespit edilmiyor, ilgi alanları bulunamıyor. Yeteneklerine ve ilgi alanlarına göre tercih yapamayıp liselere yerleşen bizler, okullarımızda 4 yıl içerisinde ortalama 200 sınava tabii tutuluyoruz. Bu 200 sınav sonrasında geleceğimiz 2 günlük toplam 5 saatlik bir sınava mahkum ediliyor. Süreç bizleri endişe ve strese sokuyor, gelecek kaygımızı tetikliyor. 2 günlük sınav sonrasında yine puanımıza göre tercih yapıyoruz. Yeterli puanı alamayan, istediği fakülteye yerleşemeyen arkadaşlarımız ise bunalıma giriyor. Psikolojik sorunlar yaşıyor.


Çoktan seçmeli sorular ile, bizleri sınavdan sınava sokan yürürlükteki sınav ve eğitim sistemi gençliği anlamıyor, gençliğin taleplerini yansıtmıyor. Faaliyetteki sınav sistemi sıfırdan ele alınmalı, bizlerin gelecek kaygısını ortadan kaldırmalıdır.

* * *

*Türkiye Cumhuriyeti Gençliğinin cevheri, var olan sistem ile ortaya çıkarılamaz.

*Bizlere üstenci ifadeler ile yaklaşılmamalı, varsayımlara dayanarak eleştirilerde bulunulmamalıdır. *Doğru bir iletişim kanalı aranmalıdır.



Saygılarımla

Cemil Efe BOZKURT

Yorumlayan Z'ler Gençlik Platformu Kurucusu


Bizi İntagram,Twitter ve Linkedin üzerinden takip edebilirsiniz...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kültürel Entegrasyon

KATILIMCI ÇAĞRISI : Z Kuşağı Eğilimleri Saha Araştırma Anketi

2000'lerin Büyüsü